BeşPeşe...

 

Okulla birlikte hummalı bir çalışmanın içine girmiş bulunuyorum. :) Bu durumdan şikayetçi değilim asla. Görüldüğü gibi bir hevesle açtığım bloğuma bile birkaç satır yazamıyorum, hepsi bu.

 

Evden işe, işten okula, okuldan işe, işten eve... Okulda aralarda ne yaparsam kârdır... Hafta sonu tatilim de yalnızca pazardır. Dolu dolu yaşamak budur. Ama yine de istediğim kitapları okuyabiliyor, istediğim filmleri izleyebiliyor, istediğim arkadaşımla şöyle ya da böyle (tıkış tıkış zamanda da olsa) görüşebiliyor ve enerjimi yenileyebiliyorum.

 

Bugün bir değişiklik yaptım yine kokoşluk adına. Balyajımı yeniledim. Evet, tamam, kabul. Son zamanlarda kokoşluk dozajım azıcık ama azıcık arttı. Aynanın karşısında yarım saat geçirmek akıllı işi değil. Ama gel de anlat süslü'ye. Pek bir dikkat eder oldum kendime, nazarım değmesin.

 

Fevkalade olmasa da ilginç olan bir kitap var şimdi elimde: BeşPeşe.. Murathan Mungan, Faruk Ulay, Elif Şafak, Celil Oker ve Pınar Kür'ün sırayla yazıp tamamladığı roman. Konusu polisiye-gündelik yaşam-psikoloji-entrika-sosyete karışımı bir mozaik. Eee, bu kadar kalemin değdiği kağıtta tek renk görmek olanaksız, değil mi?

Çağdaş Türk Edebiyatı ödevim, bu romanı didik didik etmek, yazarların üslubunu romanda cımbızla çekmek ve kanıtlamak... En basit tanımıyla romanı  tahlil etmek. Yapabilir miyim? Tabii ki. Ödev dağılımında keşfedilesi bir kitap gelsin diye az dua etmedim. Ancak internette hakkında bilgi edinebileceğim bu kitapla ilgili yalnızca bir site ve içinde 3 röportaj var. İş başa düştü yani...

 

Diğer derslerim de bu ödevimi aratmayacak nitelikte sorumluluklar bindirdi sırtıma. Çocuk dergisi hazırlamak, bir çocuk kitabını -klasik tabii ki- incelemek, çocuklara uygunluğunu ölçüp biçmek, eğitim bilimlerine dair okunmadık kitap bırakmamak zorunda kalmak ( H. Hocam sağ olsun, aklımı başıma getirdi! ), v.s., v.s...

 

Tüm bunların içinde işe gitmek, ordaki sorumlulukları yüklenmek - ki her yiğidin harcı değil -, KPSS - Eğitim Bilimlerine nasıl çalışacağımı kara kara düşünmek (sen misin Eğitim'de okuyup Eğitim Bilimleri dersine girmeyen?  ), İngilizce çalışmak... Oooyyşş!

 

Sonra, okumak, okumak, okumak... Okuyacağın o kadar çok şey olduğunun farkına vararak okumaya başlamak... Mezuniyetine 3 döneminin kalmış olduğunu bilerek okumak... Bir yerlere yetişmeye çalışır gibi yazılanlara yetişmeye gayret etmeye "çalışmak".

 

Öğrencilik zor iş, tamam...

 

Öğretmenlik ondan da zor iş...

 

Hele de ikisi arasında sıkışıp kalmışsan, ayvayı yemişsin demektir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !